Etiket: İlke

  • İpsiz Recep ya da Emice,

    İpsiz Recep, 1862 yılında Rize’nin Portakallık Mahallesi’nde dünyaya gelmiş, ona “İpsiz” lakabı annesi vermiştir. Eşi Nadire Hanım’a göre ona “İpsiz” denmesi, yaramaz bir çocuk olmasından değil, savurgan biri olmasından kaynaklanıyordu. “Emice” lakabı da kurduğu çetenin elemanı olan yeğeninin ona sürekli “Emice” diye seslenmesinin diğer çete üyeleri tarafından da kabul görmesi ile ortaya çıkmıştı.

    1905 yılında İpsiz Recep Tiflis’te fırıncılık yaparken II. Abdülhamid’e Ermeniler tarafından “Yıldız Suikastı” düzenlenmiştir. Bilindiği gibi bu dönemde Ermeni hareketlerinin en yoğun yaşandığı yer Tiflis’tir. Bu yaşanan hadise sonrası Tiflis’te bulunan Ermeni ve Müslümanlar arasında çatışmalar çıkmış ve birçok insan, çıkan çatışmalarda hayatını kaybetmiştir. Çatışmalarda yer alan İpsiz Recep, yaşanan ölümler sonrası Batum’a geçmiş ve fırıncılığa burada devam etmiştir. Yaşanan bu olayın üzerinden dört yıl geçtikten sonra Kefken’e geçen İpsiz Recep, burada eşkıyalık ve korsanlık yapmaya başlamıştır. Fenerci Hüseyin Çavuş’un anlattıklarından yola çıkarak İpsiz Recep’in Kefken açıklarında birçok taka ve yelkenliyi soyduğunu söyleyebiliriz. 

    Bir dönem Rusya’da hapse mahkûm edilen İpsiz Recep’in bu mahkûmiyetinin ne zaman ve neden olduğuna dair ne yazık ki elimizde resmî bir kaynaktan alınmış herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Fakat Murat Sertoğlu’na göre “Yıldız Suikastı”na öfkelenen İpsiz Recep, 17 Rus’u teknesinden denize atmış ve Rusya da onun tutuklanması için Osmanlı hükümetine baskı yapmaya başlamıştır. Tutuklanması yönünde emir çıkarılması üzerine Batum’a kaçan İpsiz Recep, burada kendisini tanıyanların ihbarı sonucu yakalanmıştır. O dönem yaşanan Bolşevik İhtilali sebebiyle İpsiz Recep’e verilen idam cezası, ömür boyu hapis cezasına çevrilmiştir. Verilen cezanın uygulaması için Sibirya’ya gönderilen Recep, bir süre taş ocaklarında çalıştıktan sonra firar ederek ülkesine geri dönmüştür. Sertoğlu’nun ifadeleri, aslında dönemin Rus-Osmanlı ilişkileri düşünüldüğünde bir tezatlık içermektedir. I. Dünya Savaşı sırasında yaşanan çatışmalar Mart 1916’da Rusların Rize’yi işgal etmesiyle sonuçlanmıştır. Rus kuvvetleri, Rize’yi aldıktan sonra batıya doğru ilerlemeye başlamışlardı fakat Bolşevik İhtilali bu ilerleyişi yavaşlattı. 18 Aralık 1917 tarihinde Erzincan’da yapılan anlaşma ile Ruslar, Osmanlı topraklarından çekilmeye başladılar, ancak bu çekilme esnasında Rus birliklerine bazı saldırılar düzenlendi. Öldürülen pek çok vatandaşımızın intikamını almak arzusunu taşıyan bu saldırıların yaşandığı dönem, İpsiz Recep’in Sibirya’dan firar ettiği zamana denk gelmektedir. Recep, memleketine dönerken Şark Cephesi Kumandanı Muhittin Bey’le tanışmış, arkadaşı Zekeriya Tiryaki ile birlikte 37. Tümen emrindeki milis kuvvetlerine dâhil olarak Batum’da kurulmuş olan Gürcü idaresine son vermek için düşmanla savaşmıştır. İpsiz Recep ve Zekeriya Tiryaki, Batum’daki birliklerin de yardımıyla bir haftada “Örek Tabyalar”ı ve hemen ardından Çürüksu’yu ele geçirmişlerdir. 

    İpsiz Recep ve arkadaşı Zekeriya Tiryaki, bir süre daha Batum’da kaldıktan sonra kendilerine iletilen “geri dön” çağrısıyla tekrar Rize’ye dönmüşlerdir. Bu dönemlerde Zonguldak’tan İstanbul’a kömür taşıyan İpsiz Recep’in motoru Kefken Adası açıklarında bir gemiye çarpıp batmıştır. Batan gemiden yüzerek kurtulan Recep, bu olayın ardından İstanbul’a gelmiştir. Bu dönem, I. Dünya Savaşı’nın sona erdiği ve Osmanlı hükümetinin Mondros Mütarekesi’ni imzaladığı dönemdir. İpsiz Recep ve arkadaşları, Karadenizli birçok insanın yaşamakta olduğu Sarıyer Semti’ne yerleşmişler, günlerini buradaki hemşehrileriyle ülkenin sorunlarını konuşarak geçirmeye başlamışlardı. Yine bir gün arkadaşlarıyla kahvede otururken kendisini arayan Garipçeli Yüzbaşı Ziya isminde bir askerin getirdiği emirle Milli Mücadele için Kefken ve Kandıra bölgesindeki Türk nüfusunu korumakla görevlendirilmiştir. Karakol Cemiyeti’nden ilk emrini alan Emice, böylece Milli Mücadele’ye dâhil olmuştur. 

    Karakol Cemiyeti ve İpsiz Recep

    Karakol Cemiyeti, Milli Mücadele döneminde pek çok ordu mensubunun ve yüksek rütbeli subayın Anadolu’ya geçirilmesinde etkin rol oynamıştır. Aynı zamanda işgal kuvvetlerinin mühimmat depolarını basarak ele geçirilen silah ve cephaneliklerin Anadolu’ya ulaştırılmasını da sağlamıştır. Bu dönemde yaşanan ve önemli görülen hemen her olayın arkasında Karakol Cemiyeti’nin olduğunu söylemek mümkündür. Manisa’nın işgali ve Yunan ordularının Turgutlu’ya kadar gelmesi üzerine Ataşehir’de yoğunlaşan milli yapılanma düşmanı durdurma kararı almış ancak bu bölgedeki Rumların da Türklere karşı tavır aldığı görülmüştür. Bunun üzerine 16 Ağustos 1919 tarihinde yapılan Ataşehir Kongresi, Batı Anadolu için mühim bir toplantıdır. Peki, İpsiz Recep, bu kongrede bulunmuş muydu? 

    İpsiz Recep’in bu kongreye katıldığına yönelik iddia, Ataşehir Kongresi’ne katılan heyetin çektirdiği bir fotoğraf karesinin bulunması ile ortaya atılmıştır, lakin bu kongre hakkında kapsamlı bilgiler içeren Hacim Muhittin Çarıklı’nın “Balıkesir ve Ataşehir Kongreleri ile Hacim Muhittin Çarıklı’nın Kuva-yı Milliye Hatıratları” adlı eserinde İpsiz Recep ismi yer almamaktadır. Yine sözü geçen fotoğrafta İpsiz Recep olarak düşünülen kişinin, genç ve gözlüklü olması fotoğraftaki kişinin İpsiz Recep’e benzeyen biri olduğunu göstermektedir.

    İpsiz Recep Müfrezesi Kuruluyor

    Recep Reis, bir gün arkadaşlarına iş bulduklarını söylemiş, arkadaşlarının ne iş yapacaklarını sorması üzerine de “eşkıyalık” yapacaklarını, zaten adları eşkıyaya çıkalı çok olduğunu söyleyerek başka çıkar yollarının bulunmadığını anlatmıştır. İpsiz Recep’in arkadaşlarına eşkıyalık olarak duyurduğu iş aslında Milli Mücadele seferberliğinde savaşmaktır. 

    Bu dönem Zekeriyaköy ve Terkos’a kadar birçok köye Rum eşkıyaların saldırdığı bir dönemdi. Bu eşkıyaların en bilineni ise Kaptan Andon’du. Neredeyse tüm çetelerin yönetimi bu adamın elimdeydi. Rum çetelerinin amaçları Türkleri korkutarak Anadolu’dan kaçırmak ve boşalan yerlere Rum nüfusunu yerleştirmektir. Ardından da İstanbul ve çevresindeki Rumların çokluğunu öne sürerek bu bölgeden de hak talep etmeyi planlıyorlardı. Yüzbaşı Ziya, İpsiz Recep’ten bölgeyi temizlemesini istemiş, İpsiz Recep ise bir kuru canından başka bir şeyi kalmadığını söyleyerek görevi kabul etmiştir. Emice, ilk olarak Anton’un izini bulmuş ardında da onu ve birçok adamını öldürerek kendisine verilen görevi başarıyla tamamlamıştır

    Bu görevin ardından da hemen Kokmuşpınar adlı yerde yapılacak eylemi engellemek harekete geçmiş, bölgede kurduğu pusu ile sekiz Rum eşkıyayı etkisiz hâle getirmiştir. Rum askerlerinin merhamet dilenmesini görmezden gelen Emice, yakaladığı Rumları öldürtmüştür. Çünkü çift taraflı bir oyunla o bölgedeki hiçbir Türk’ün, bırakın silahı, çakı bile taşımasına izin vermeyen İngilizler; Rum eşkıyaların, Türk köylerini basarak yakıp yıkmasına ve kadınlara tecavüz etmesine hiç ses çıkarmamaktaydı.) Bu nedenle öldürülen Rumların cesetleri ibretiâlem için açık bir alana bırakılmıştır. Akabinde Recep Reis, beraberindeki Laz uşaklara emir vererek bölgeden uzaklaşmış ve geceyi on dört arkadaşıyla birlikte Zekeriyaköy’de Kadir Efendi denilen bir köylünün evinde geçirmiştir. Öldürülen yedi Rum’un cesedini ise Türk jandarmaları bulmuştur. Rumlardan biri ölmemiş ve İngilizlere haber vermeyi başarmıştır. Bu olay, İpsiz Recep’in tehlikede olduğunu göstermektedir. Rumlar ve İngilizler, alınan haber sonrası Recep Reis ve arkadaşlarını aramaya başlamışlardır. Yüzbaşı Hamdi Bey, olanları öğrenir öğrenmez Recep Reis’e haber göndermek için bir kadın ve çocuğu yola çıkartmıştır. 

    Yüzbaşının gönderdiği Türk kadını, haberi İpsiz Recep’e Zekeriyaköy’de iken ulaştırmayı başarmıştır. Aldıkları haber üzerine Recep ve arkadaşları köyden ayrılıp geceyi Kilyos Ormanı’nda saklanarak geçirmiş, ardından Anadolu yakasına geçmenin bir yolunu bulmuşlardır. İngilizler, bu süre zarfında her yerde Recep Reis’i aramaktaydı. Recep ve arkadaşlarının bir kısmı Anadolu sahilindeki Riva’ya çıkmayı başarsa da geride dört arkadaşı gözcü olarak kalmıştır. Recep, gözü kara bir adamını; Kör Hasan’ı geride kalan arkadaşlarını getirmesi için görevlendirmiştir. Hasan, arkadaşlarını arayıp bulmuş ve onlarla gece karanlığı çökünce Telli Tabya kıyısında buluşmak için anlaşmıştır. Gece tam Boğaz’ın ortasındayken Iron Duke Zırhlısı projektörle takayı aydınlatmış fakat İngilizler sayılarının aranan kişi sayısının az olması nedeniyle devam etmelerine izin vermiştir. Kör Hasan ve dört arkadaşı sabaha karşı Riva’ya ulaşmış, hep birlikte hiç beklemeden Riva’dan daha güvenilir bir yere gitmek üzere oradan ayrılmışlardır.

    Sonuç

    Mümin Yıldıztaş tarafından yazılan ve bir Karadeniz insanının eşkıyalıktan halk kahramanlığına uzanan öyküsünü anlatan “İpsiz Recep Emice” kitabı, Milli Mücadele döneminde kahramanca mücadele etmiş birçok ismin sonraki kuşaklara aktarılmasını sağlamaktadır. Türk tarihi incelendiğinde ismi bilinen ya da bilinmeyen binlerce kahraman bulmak mümkündür ve Recep Reis, Milli Mücadele dönemindeki bu isimlerden sadece biridir. Bu Karadeniz insanı, düşmanla olan mücadelesini Zonguldak ve İstanbul arasında sürdürmüş, ardından da Milli Ordu’ya katılarak I. ve II. İnönü Savaşı, Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz’da cesurca mücadele etmiştir. Türk halkı, çok zor zamanlar geçirmiştir lakin tüm olumsuzluklara rağmen Anadolu düşmana teslim edilmemiştir.

    Kaynakça https://www.dunyabizim.com/ipsiz-recep-emice-kitap-ozeti/amp